Ana Sayfa İssos Şehri İssos Antik Kentinde 2006 Yılında Yapılan Çalışmaların Sonuçları

İssos Antik Kentinde 2006 Yılında Yapılan Çalışmaların Sonuçları

Hazırlayan: Ömer ÇELİK, Arkeolog, Hatay Arkeoloji Müzesi,Hatay/TÜRKİYE

Hatay İli Erzin İlçesi, İssos Antik Kenti Mozaik Kurtarma Kazısı, KüItür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün 20.07.2006 gün ve 119511 sayılı yazısı eki 20.07.2006 gün ve 119510 sayılı Kazı ve Sondaj İzin Belgesi’ne ve Hatay Valiliği’nin 11.09.2006 tarihli oluruna göre 27.09.2006 tarihinde başlanmış ve 18.10.2006 tarihinde tamamlanmıştır.
2006 yılında yapılan ihbar üzerine yeri tespit edilen mozaiğin kazısına Hatay İli, Erzin İlçesi, İssos Antik Kenti’nin bulunduğu yerden başlanmış ve Geç Roma Dönemi’ne tarihlendirdiğimiz hamam ortaya çıkarılmış, ancak günümüzdeki yapılaşmadan dolayı tamamı açılamamıştır.

Kazı alanında, günümüzdeki yapılar da göz önüne alınarak düzenlenmiş ve 10×18 m ölçülerinde I No.lu; 4×6 m ölçülerinde de II No.lu açma açılmıştır.
II No.lu açmada, hamam kompleksinin külhan bölümüne denk gelinmiş “A” ve “B” odalarının bir kısmı ortaya çıkarılmıştır. Bu odaların duvarları Erzin bölgesinde yoğun bir şekilde kullanılan bazalt taşlardan yapılmıştır. Duvar örülürken taşların arasına üç sıra halinde pişmiş toprak levhalar yerleştirilmiştir. “A” ve “B” odalarının kuzeybatı-güneydoğu yönünde uzanan ortak duvarlarının uzunluğu 6 m, kalınlığı 70 cm’dir. Bu duvara dik şekilde kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan 3,50 m uzunluğunda, 70 cm kalınlığında bir ara duvar ile bu duvarda 1,15 m genişliğinde, 1 m yüksekliğinde iki odayı birbirine bağlayan kapı ortaya çıkarılmıştır. Külhanın duvarlarının yüksekliği 2,80 m’dir. Her iki odanın alt kısmında hypokaust sistemi açığa çıkarılmıştır. Tegulis sesqui pedabius denen büyük boyutlu zemin tuğlalarının üstünde, solum ve playeler yer almaktadır. “A^ odasında dikdörtgen playelerin ölçüleri 27(25)x62 cm, yüksekliği 1 m; “B” odasındakilerin playelerin ölçüleri  57×33 cm, yüksekliği ise 1.40 m’dir. Her iki odadaki playelerin arası 40 cm’dir. Her iki odadaki daire biçimli playelerin çapları 21 cm ve 23 cm arasında değişmekte olup birbirine uzaklığı 35 cm ve 45 cm arasındadır. Odalarda ortada bulunan playelerin altına 23×23 cm ölçülerinde kare biçimli 3 sıra plaka; bunların üstüne de çapları 21 cm ile 23 cm arasında değişen daire biçimli plakalar yerleştirilmiştir. “B” odasında çöken ara bölüm temizlendikten sonra sespansura denen, mekânlar arasında geçişi sağlayan boşluklar ortaya çıkarılmıştır. Külhan duvarlarını çevreleyen kanalların genişliği 12 cm’dir.

I No.lu açma 5×7(10), 4×0,9×10 m ölçülerinde üç bölüme ayrılmıştır. Bu açmanın kuzeyinde yapılan çalışmada zemini pişmiş toprak levhalarla döşeli 5×5 m ölçülerinde bir mekân ortaya çıkarılmıştır. Bu mekânda 50 cm yüksekliğinde, 50 cm genişliğinde iki basamak bulunmuş ve bu basamakların üstünde, içerisinden silindir biçimli künklerin geçtiği yarım daire şeklinde bir yapı ortaya çıkarılmıştır. Pişmiş toprak plakalı mekânın 170 cm aralıklarla üç yerden tahrip olduğu görülmüştür. Bu mekânın külhanla olan bağlantısı kazı çalışması henüz tamamlanmadığı için belirlenememiş, bu nedenle işlevi de çözülememiştir. Ancak mekânlar arasında geçiş yeri ya da sauna (sudatorium) olarak kullanılmış olabileceği düşünülmüştür.

Pişmiş toprak döşeli mekân ile mozaikli mekânı ayıran tahrip olmuş duvar ortaya çıkarılmış, bu duvara ait olduğunu düşündüğümüz 1×0,90 m ve 0,53×0,23 cm ölçülerinde iki adet mermer lento bulunmuştur. Daha sonra mozaik döşeli alanda çalışılmış, mekânın güneydoğu ve güneybatı duvarları ortaya çıkarılmıştır. Tepidarium olarak düşündüğümüz mekân duvarları yine Erzin bölgesinde yoğun bir şekilde bulunan bazalt taşlardan örülmüştür. Tepidarium’un güneydoğu duvarının ölçüleri 5×1,10×1,70 cm olup 1,70 cm derinliğinde ve 1,30 cm yüksekliğinde, zemini pişmiş toprak levha kaplı apsisi bulunmaktadır. Ancak apsisin olduğu bölgede fosseptik çukurunun bulunmasından dolayı apsis ve bu mekânın pişmiş toprak döşeli mekânla bağlantısını sağlayan duvar tam olarak ortaya çıkarılamamıştır. Güneydoğu duvar 5 m’den sonra iç bölümde 1,10 m, dış bölümde 1,45 m ölçülerinde köşe yaparak ve iç bölüme doğru daralarak 4,09×0,55×0,70 m ölçülerinde devam etmekte; 3,80 m mesafede köşeli dönüş yaparak 0,55×0,35 m ölçülerinde başka bir duvarla kesişmektedir. Tepidariumun iç kısmında, köşeli bir dönüş yaparak daralan duvarın köşesinde, 2 m mesafede, çapı 68 cm olan in situ durumda sütun altlığı ile bundan 1,50 m uzaklıkta günümüz mimarisinin altında kaldığı için tamamı çıkarılamamış ikinci bir sütun altlığı tespit edilmiştir.
Tepidariuma ait duvarlar incelendiğinde, duvarların iç ve dış yüzeylerinin sıvandığı; iç yüzeyin ve apsis kısmının iki kat sıvaya sahip olduğu tespit edilmiştir. Sütun altlığının güneybatısındaki mozaikli alanın üstünün de ince bir sıva ile örtüldüğü görülmüş, bu durum hamam kompleksinin farklı dönemlerde tamir gördüğünü açıklamaya yardımcı olmuştur. Mozaik incelendiğinde sütun altlığının bulunduğu kısımda spiral izleri tespit edilmiş, alan kazıldıkça mozaik parçaları açığa çıkarılmış ve bölgenin defineciler tarafından tahrip edildiği anlaşılmıştır. Tepidariumun güneybatı kısmında hamamın duvarına bitişik olarak 2×1,60 m ölçülerinde, 1,70 m derinliğinde sondaj çukuru açılmış ve tesseraları dökülmüş mozaik harcına rastlanmıştır.

Geç Roma Dönemi’ne ait hamamın Tepidarium bölümünde 8,60×5 m ölçülerinde mozaik ortaya çıkarılmış fakat mozaiğin bir kısmı çiftlik evinin altına doğru devam ettiği için tamamı açılamamıştır.

Ortaya çıkarılan mozaiğin merkezinde Tanrıça Artemis, çevresinde doğal hayatı yansıtan bitkiler ve mücadele eden hayvan figürleri tasvir edilmiştir. Tanrıça Artemis’in başında bir taç ve başının çevresinde hale yer almakta, bir eliyle gümüş yayını tutmakta, bir eli ile sırtında asılı duran sadaktan ok almaya çalışmaktadır. Oksit sarısı tonda tunik giymiştir ve arkasından kolunun üzerine doğru pelerin uzanmaktadır. Artemis’in her bileğinde birer bilezik ve her iki pazısında pazıbent bulunmaktadır. Ayakkabısı ise bağcıklı sandalet biçimindedir. Başının üstünde “ARTEMiC” yazısı yer almaktadır.

Artemis’in elinde tuttuğu yayın baş kısmının yılan başı şeklinde yapılması daha önceki mozaiklerde karşılaşılmayan ilginç bir özellik olarak görülmektedir. Tanrıça Artemis’in arkasında atribusu olan geyik yer almaktadır. Doğal hayatı yansıtan panelin çevresi 2 sıra siyah renkli tessera ile çevrelenmiş, 5 sıra beyaz, 1 sıra siyah tesseradan sonra 87 cm eninde iç bordür işlenmiştir. Oksit sarısı, zemine sahip olan iç bordür 1 sıra siyah tessera ile bitirilmiştir. İç bordürde, sarmal biçimde işlenmiş borazan çiçekleri arasına haşhaş, elma, nar, armut gibi bitkisel motifler ile ayı, keklik, ördek, tavşan, köpek, koç, kuş gibi hayvan figürleri işlenmiştir. 5 sıra beyaz tessera ile yapılmış boşluktan sonra, 2 sıra siyah tessera ve 1 sıra siyah tessera bant arasına beyaz zeminli, bordo renkli, 27 cm eninde dalga motifi yapılmıştır. 5 sıra beyaz renkli tessera, 2 sıra siyah tessera, 1 sıra bordo, 1 sıra toz pembe, 1 sıra beyaz renkli tesseradan sonra zemini beyaz olan oval ve dairesel geometrik desenler arasına çiçek ve geometrik desenlerde yapılmış 80 cm eninde dış bordür bulunmaktadır. Bu bordür yine 1’er sıra siyah tessera arasına yapılmıştır. Oval olan desenin ortasında baklava dilimi motifi, dairesel olan motifin ortasına da dört yapraklı çiçek deseni yapılmıştır. Mozaiğin duvar bağlantısı ise 27 cm genişliğinde düz beyaz tesseralarla sağlanmıştır. Artemis mozaiğinin belli bir bölümü ince bir sıva tabakasıyla kapatılmış olup dönemsel kullanım farklılığına bağlanmaktadır. Üstü kapatılan mozaiğin üzeri açıldığında, kurdeleli ve kurdelesiz kuş figürleri ile zürafa ve keçi figürlerinin yanında geometrik desenler ile karşılaşılmış, fakat tamamı açılmamıştır. Sıva altında ortaya çıkarılan kuş figürleri, 5. yüzyıla tarihlendirilen Antakya mozaiklerinde sıkça kullanılmıştır. Yine bordürlerde kullanılan çiçek desenleri, Antakya mozaiklerinde sıkça tekrarlanmıştır. Dört yapraklı yonca desenleri ve oval formdaki geometrik desenler Antakya ve Harbiye kazılarında ortaya çıkarılan mozaiklerde görülmektedir.

17 farklı renge (beyaz, siyah, krem, koyu kahverengi, kızıl kahverengi, sütlü kahverengi, sarı, oksit sarısı, kiremit rengi, turkuaz, fıstıki yeşil, petrol yeşili, çamurlaşmış yeşil, toz pembe, koyu gri, lacivert, kızıl kırmızı) ve 22 tür hayvan figürüne (ayı, fil, geyik, horoz, koç, kaplan, köpek, keçi, kuş, ördek, impala, pelikan, papağan, tilki, tavus kuşu, tavşan, yılan, zürafa, zebra, panter, sığır, keklik) yer verilen mozaiğin tessereları 1×1 cm, 0,5×1 cm ve 0,5×0,5 cm ölçülerinde kullanılmıştır.
Artemis mozaiğinde işlenen konu, Hatay’daki martyrionda da işlenmiş ancak orada doğal hayat işlenirken, hayvan mücadelesi sahnesine yer verilmemiştir. Artemis mozaiği M.S. 3-4. yüzyıla, martyrion ise M S. 4. yüzyıla tarihlendirilmektedir.  House of Worcester Hunt mozaiğinde Hall of Philia’da görülmektedir fakat dönem farklılığından dolayı figürler daha stilize işlenmiştir. 1934 yılında Antakya’da ve Harbiye’de bulunan mozaiklerde Artemis mozaiğindeki kuş figürlerinin benzerleri işlenmiştir. Artemis kenar bordürlerindeki geometrik desenlerin benzerleri yine Antakya kazılarında ortaya çıkarılmıştır.
Opus Vermiculaton tekniğinde yapılan Artemis mozaiğinde, mekân çizgisi problemi bulunmakta olup mozaik sanatçısı bitki ve ağaç köklerine gölge atarak bu problemi çözmeye çalışmıştır. Mozaikteki figürlere yapay ışık verilerek yapay gölgelendirme yapılmıştır. Artemis figüründeki renk tonlaması ile iç bordürdeki renk tonlaması arasında bütünlük sağlanarak iç bordür kompozisyonunun dağılması önlenmiş ve izleyicinin gözü merkeze çekilmiştir. Dış bordür zemininin beyaz olması da aynı şekilde görüntüyü merkeze toplayarak gözün rahatlatılmasına sebep olmaktadır. Bunların yanı sıra merkezdeki panonun dış hatlarının siyah bantla çevrelenmesi, kompozisyonun sınırlandırılarak görüntünün dağılmasını önlemektedir.

Ortaya çıkarılan hamam kompleksinin külhan bölümünün zemininde İstanbul’da darp edilmiş olan Heraklius’a ait çok kötü durumda bir sikke bulunmuştur ve M.S. 615 tarihini vermiştir. Fakat bulunan mozaik M.S. 3. yüzyıl ile 4. yüzyıla ait olduğu izlenimini vermekte olup bulunan çanak çömlek parçaları bu görüşümüzü doğrulamaktadır. İslami dönem çanak çömleklerinin yanında, M.S. 12 yüzyıla kadar dayanan sırlı seramikler bol miktarda bulunmuştur.